Prof. Dr. Bedri Gencer Üniversitemizde Seminerler Verdi

Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (SOSPOL) davetlisi olarak üniversitemizin konuğu oldu. Sosyal ve siyasal teori, mukayeseli tarihsel sosyoloji, modernliğin ve postmodernliğin sosyolojisi gibi alanlarda yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Gencer, üniversitemizde “Dinler Mücadelesinden Medeniyetler Mücadelesine” ve “Reform İle Aydınlanma Arasında İslam” başlıklı iki seminer verdi. Seminerlere akademik personelimiz ve öğrencilerimiz yoğun bir ilgi gösterdi.

 

Prof. Dr. Gencer, Fuat Sezgin Derslikleri 102 nolu derslikteki “Dinler Mücadelesinden Medeniyetler Mücadelesine” başlıklı ilk seminerinde modern dönemde din ile medeniyet kavramları arasındaki ilişki biçiminin tersyüz edildiğini söyledi. Bu kavram karmaşasının aşılması ve kavramların yeniden inşa edilmesi için nelerin yapılabileceğini çeşitli örneklerle analiz eden Prof. Dr. Gencer, kavram kargaşası ile ilgili tespitlerinin ardından ‘üniversite’ kavramının tarihsel sosyolojisini ele aldı.

 

Medeniyet kavramının dine entegre edilmeye çalışıldığını, oysa ‘İslam Dini’ ile ‘İslam Medeniyeti’ söyleminin aynı şey olmadığını ifade eden Prof. Dr. Gencer şöyle konuştu: “Medeniyet kelimesi dine izafe edilemez. İslam medeniyeti, Yahudi medeniyeti, Hıristiyan medeniyeti olmaz. Bunu şöyle izah edebiliriz; İslam matematiği yahut Yahudi matematiği olur mu? Çünkü medeniyet kelimesi Medine kelimesinden yani şehirden gelir. Medeniyet ancak şehre bağlamlandırılabilir. Örneğin filanca yüzyıllar arasında Bursa medeniyeti yahut Akdeniz medeniyeti gibi ifadeler medeniyet bağlamında kullanılabilir. İşte modernleşme, sekülerleşme dediğimiz şey tam da budur.”

 

“Sorulduğu vakit 32 farzı bilmeyenler, İslam’da Modernleşme hakkında büyük laflar ediyor.”

Prof. Dr. Bedri Gencer, Erdoğan Bektaş amfisindeki “Reform ile Aydınlanma Arasında İslam” başlıklı seminerinde ise külli ilim anlayışıyla hareket ettiği için kendisini hiçbir zaman sosyolog olarak görmediğini ifade ederek, bazı dini kavramların tarihi kökenini analiz etti. Batıda yaşanan Reform ve Aydınlanma pratiklerinin, Müslüman toplumlarda neden yaşanmadığını ve buna hangi âlimlerin engel olduğunu ele alan Prof. Dr. Gencer şöyle konuştu: “İslam dünyasındaki modernleşme, Müslümanların yaşayış tarzlarındaki modernleşme anlamına gelmektedir. Önemli olan bu durumun bir Müslümanın inanç biçimine nasıl yansıdığıdır ki biz buna sekülerleşme diyoruz.

 

İslam’da modernleşme, Müslümanların dünyaya bakışının değişmesi demektir. Bu açıdan modernleşme bir arızadır; ama esas mesele, kaynağın sorunlu olup olmadığı ve bilinip bilinmediğidir. Yani kısaca sünnet bilinmeden bidat bilinemez. Tarihe baktığımızda önemli oryantalistlerin, İslam’ı çok iyi bildikleri ve takip ettikleri görülmektedir. Ancak böylelikle İslam üzerine bir şeyler söyleyebilmişlerdir. Kısacası İslam bilinmeden, modern İslam bilinemez. Fakat günümüzde bu pratik değişmiştir. Sorulduğu vakit 32 farzı bilmeyenler, İslam’da Modernleşme hakkında büyük laflar ediyor.”

 

“Yakın tarihli cinayetleri aydınlatmadan Cemel Vak’asını aydınlatmaya çalışan bir toplumuz.”

İslam’da Modernleşme (1839-1939) isimli kitabında bahsettiği konulara değinen Prof. Dr. Gencer, modernleşmeyi tecdit kavramıyla ele aldığını; aydınlanma ve reform kavramını, bu bağlamda sonradan keşfettiğini ifade etti. Aydınlanma ve Reform denilince Batının akla geldiğini ifade eden Prof. Dr. Gencer, Batıda bile Aydınlanma ve Reform arasında net bir ayrımın bulunmadığını ileri sürdü ve şunları söyledi: “Bir dinin değişme sürecindeki Reform ve Aydınlanma merhalelerinin net bir ayrımını bulamadım. Dolayısıyla önce bu ayrım yapılmalı ki bu olgunun İslam’daki değişim sürecine nasıl etkide bulunduğu anlaşılabilsin.

 

Modern İslam’ın; Muhammed Abduh, Cemalattin Afgani ile başlatılan bu akımın, günümüze kadar devam ettiğini görebiliriz. Bunu anlayabilmek için ise hemen Asr-ı Saadet’ten sorasına bakmak gerekmektedir. Çünkü tarih bir süreçtir. Yakın zamanlarda gerçekleşen Turgut Özal ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerini aydınlatmayı gerçekleştirmeden Cemel Vak’asını ya da Sıffin Savaşını aydınlatmaya çalışan bir toplumuz.”

 

Konuşma bölümünün ardından soru-cevap faslına geçilen her iki seminerde modernleşme, medeniyet, din ve ideoloji ilişkisi, Batı ve İslam, şeriat ve tecdit ilişkisi gibi konulardaki soruları yanıtlayan Prof. Dr. Gencer, sıcak ve samimi bir havada geçen programdan ötürü dinleyicilere teşekkür ederek sözlerini bitirdi. İlk seminerde Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yaşar Karadağ’ın ikinci seminerde Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer’in elinden katılım belgesini alan Prof. Dr. Gencer’e SOSPOL Müdürü Dr. Adem Palabıyık tarafından da hediye takdim edildi. Prof. Dr. Bedri Gencer, toplu fotoğraf çekiminin ardından, külliyemizden ayrıldı.