Çay Bahane Sohbetleri-23: “Filistin İşgalinde Medyanın Dili ve Sosyal Medya Cephesi”
23’üncüsü gerçekleştirilen Çay Bahane Sohbetleri’nde, İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülay Yazıcı, “Filistin İşgalinde Medyanın Dili ve Sosyal Medya Cephesi” konulu bir sunum yaptı.
Sunumunda Filistin işgalini “İşgalin Genel Bir Okuması, Medyanın Haber ve Söylem Dili, Sosyal Medya Devlerinin Tutumu, Sosyal Medyada Hasthag Savaşları, Sosyal Medyada Propaganda ve Algı Yönetimi, Algoritmalar ve Sansür Politikaları” konu başlıklarında değerlendirilen Doç. Dr. Yazıcı, işgalin yalnızca askeri sistemlerle değil sosyal medya üzerinden ve medyanın da desteğiyle çok ağır bir şekilde devam ettiğini vurguladı. Bu vahim olayı İsrail-Filistin savaşı olarak ifade etmenin bu vahşeti siyasileştiren ve basite indiren bir söylem dili olduğunu belirten Doç. Dr. Yazıcı, “aklımızla, bilgilerimizle ve insani duygularımızla ifade edilecek en doğru söylem dilinin; İsrail devletinin Filistin halkına yönelik gerçekleştirdiği bir saldırı, işgal ve soykırım” olduğunu ifade etti. Ayrıca 2000’li yıllardan itibaren Gazze’nin, “havadan işgal edilmiş bir yerleşim bölgesi”, “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi” ve “en son askeri teknolojiler için test alanı” olarak nitelenmeye başlandığını belirtti.
Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Alican’ın da katıldığı programda Doç. Dr. Yazıcı, medyanın haber ve söylem dilinde; New York Times, Washington Post, CNN, BBC gibi özel ve bağımsız medya kuruluşların İsrail yanlısı haber ve yayınlar ürettiğini ve kullanılın medya dilinde “Filistinliler’ in öldüğü fakat İsraillilerin öldürüldüğünü, İsraillilerin Hamas’ın attığı roket tarafından öldürüldüğü anlatılırken, Filistinlilerin ne şekilde öldüğünden bahsedilmediğini, ölen İsrailli çocukların yaşları belirtilirken, Filistinli çocukların yaşlarının verilmediğini, İsraillilerden sivil olarak bahsedilirken, Filistinliler için sivil kelimesi kullanılmadığını” belirtti.
Sosyal medya devlerinin tutumlarında; Facebook, Instagram, Tiktok platformlarında Filistin yanlısı paylaşımların engellendiğini, gölge yasaklama ile görsellerin analiz edilerek filtrelendiğini, kelimeler ve hasthagler seçilerek gölgelendiğini, hesapların kilitlendiğini ve gönderilerin silindiğini aktardı. Ayrıca Yazıcı; Instagram'ın 7 Ekim saldırıları sonrası "elhamdülillah" yazan ve Filistin bayrağı emojisi kullanan bazı Filistinli kullanıcıların profil tanıtımlarına "terörist" sözcüğü eklediğini de belirtti.
Yazıcı; sosyal medyada hasthag savaşları bağlamında İsrail'e destek veren en popüler etiketler arasında; #IsraelUnderAttack (İsrail saldırı altında), İsrail hükümeti tarafından teşvik edilen #HamasisISIS (Hamas IŞİD'dir) ve #HamasMassacre (Hamas katliamı) ve Filistinlilere destek için paylaşılan en popüler etiketlerin #FreePalestine (Özgür Filistin), #GazaUnderAttack (Gazze saldırı altında) ve #FreeGaza (Özgür Gazze) olduğunu belirtti.
Sosyal medyada propaganda ve algı yönetiminde Filistin işgalinin giderek daha dijital ve teknolojik bir çehreye büründüğünün altını çizen Yazıcı, İsraillin sosyal medyada propaganda ve algı yönetimi aracı olarak Orta Doğu Haberleri ve Analizlerini Doğrulama Komitesi (CAMERA) ve İsrail’in dezenformasyon ağı olarak HASBARA yöntemlerini kullandığını belirtti.
Doç. Dr. Yazıcı, algoritmalar ve sansür politikaları bağlamında sosyal medya şirketlerinin “kara kutu” adı verilen algoritmalar kullandığını, kimi zaman devletlerden aldıkları talimatla kimi zaman da şirketin ticari çıkarları gereği algoritmaları dizayn ettiklerinin altını çizdi. İsrail ile Google ve Amazon arasında 2021 yılında yapay zekâ sistemlerini beslemek için büyük miktarda veriyi büyük bir hızla işleyebilecek ve kaydedebilecek bir bulut bilişim sistemi olan Nimbus projesinin hayata geçirildiğini belirten Yazıcı, bunun yanı sıra İsraili’in dünyanın en akıllı ve en gelişmiş askeri teknolojilerine sahip birimlerinden biri olan “Birim 8200” ile Microsoft, Microsoft Office ve Azure Cloud ile bulut ürünlerinin güvenlik sistemini geliştirmek için iş birliği yaptığını da belirtti. Yazıcı, İsrail’in casusluk yapmak ve hedefleri çeşitli şekillerde izlemek için son derece eğitimli ve etkili bir istihbarat servisi olan Birim 8200 ile Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde İsrail işgali altında yaşayan Filistinlileri gözetlediğini, hassas kişisel bilgilerin toplanması da dâhil olmak üzere masum Filistinlilere karşı kullanılan zorlayıcı casusluk taktiklerine de başvurduğunun altını çizdi.
Editör-Fotoğraf: Öğr. Gör. Kübra Gökdemir