Afşin Kazılarımızın Antropolojik Ön Değerlendirmesi bilig'de Yayımlandı
Üniversitemiz bünyesinde yürütülen Malazgirt Savaş Alanı Arkeolojisi çalışmaları kapsamında Afşin Mahallesi'nde gün yüzüne çıkarılan insan kalıntıları üzerine hazırlanan antropolojik çalışma, Türk dünyasının uluslararası saygınlığa sahip sosyal bilimler dergilerinden bilig'de yayımlandı. XI. ve XII. yüzyıllara tarihlenen mezarlar; gömü gelenekleri, demografik yapı ve iskeletlerde tespit edilen travma izleri üzerinden değerlendirilerek Malazgirt ve çevresinin savaş sonrası insan hikâyesine bilimsel verilerle ışık tutuyor.
Üniversitemiz bünyesinde yürütülen Malazgirt Savaş Alanı Arkeolojisi çalışmaları kapsamında, 2022-2024 yılları arasında Afşin Mahallesi'nde gerçekleştirilen kazılarda gün yüzüne çıkarılan insan kalıntıları üzerine hazırlanan bilimsel makale, Ahmet Yesevi Üniversitesi tarafından yayımlanan uluslararası hakemli sosyal bilimler dergisi bilig'de yayımlanarak bilim dünyasının erişimine sunuldu.
Çalışmada, kazılarda ortaya çıkarılan iskeletlerin antropolojik analizleri ayrıntılı biçimde ele alınırken, elde edilen bulgular daha önce gerçekleştirilen biyoarkeolojik araştırmalarla karşılaştırılarak kapsamlı bir değerlendirme ortaya konuldu.
XI. ve XII. Yüzyıllara Tarihlenen Mezarlık
Araştırmada, Afşin Mahallesi'nde ortaya çıkarılan 51 mezarın gömü özellikleri ayrıntılı olarak incelendi. Yapılan radyokarbon analizleri mezarların XI. ve XII. yüzyıllara tarihlendiğini ortaya koyarken, mezar yönelimleri ile defin uygulamalarının İslamî gömü geleneğiyle uyumlu olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, bu bulguların bölgedeki erken dönem Müslüman mezarlıklarından birinin mutlak tarihlendirme yöntemleriyle ortaya konulması açısından önemli bir bilimsel veri sunduğunu ifade ediyor.
Kazılarda tespit edilen toplam 54 bireye ait iskelet kalıntıları, Hacettepe Üniversitesi İnsan Davranışsal Ekolojisi ve Arkeometri Laboratuvarı ile Muş Alparslan Üniversitesi Selçuklu ve Malazgirt Uygulama ve Araştırma Merkezi Antropoloji Laboratuvarında ayrıntılı analizlere tabi tutuldu. Yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, biyolojik yakınlık, hastalıklar ve travmalar birlikte değerlendirilerek topluluğun biyolojik ve demografik yapısı ortaya çıkarıldı.
Travma Bulguları Çatışma İzlerine İşaret Ediyor
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de çatışma arkeolojisi kapsamında değerlendirilen travma bulguları oldu. İncelenen iskeletlerde kafatası travmaları, savunma kırığı olarak tanımlanan ulna kemiği yaralanmaları ile kesici ve delici aletlere bağlı travma izleri tespit edildi.
Araştırmacılar, özellikle erkek bireylerde görülen bazı travmaların kasıtlı şiddetle ilişkili olabileceğini değerlendirirken, savunma kırıklarının ise bireylerin fiziksel çatışmalara maruz kaldığını düşündüren önemli göstergeler arasında yer aldığını belirtiyor.
Bölgenin Sosyal Yapısına Işık Tutuyor
Araştırma sonuçları, söz konusu alanın yalnızca belirli bir gruba ait mezarlık değil, farklı yaş ve cinsiyet gruplarını barındıran bir halk mezarlığı niteliği taşıdığına işaret ediyor. Mezarlıkta fetüs, bebek, çocuk, genç erişkin, erişkin ve yaşlı bireylerin bulunması, kadın ve erkek oranlarının birbirine yakın olması ve 15 yaş altındaki bireylerin topluluğun yarısından fazlasını oluşturması, dönemin demografik yapısına ilişkin önemli veriler sunuyor.
Tarih, arkeoloji ve antropolojiyi bir araya getiren çalışma; Malazgirt ve çevresindeki nüfus yapısı, gömü gelenekleri ve şiddetin insan bedeni üzerindeki izlerine ilişkin ilk kapsamlı bilimsel değerlendirmelerden biri olma özelliği taşıyor.
Araştırmacılar, Malazgirt'in büyük bir tarihî savaşın yaşandığı coğrafya olmasının yanı sıra savaşın toplum ve insan üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle incelenebildiği önemli bir araştırma alanı olduğunu vurguluyor.