Sivil Savunma Uzmanlığı
Anasayfa

SİVİL SAVUNMANIN TANIMI

SİVİL SAVUNMA:

            7126 sayılı kanunun 1. Maddesinde; “düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı; halkın can ve mal kaybının asgari halde indirilmesi, hayati öneme haiz her türlü resmi ve hususi tesis ve teşekküllerin korunması ve faaliyetlerinin idamesi için acil tamir ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami surette desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatının muhafazası maksadıyla alınacak her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı tedbir ve faaliyetleri ihtiva eder.” Şeklinde tarif edilmektedir.

SİVİL SAVUNMANIN AMAÇLARI:

           -Halkın can ve mal kaybının en az düzeye indirilmesi,

           -Hayati önemi olan her türlü resmi ve özel kurum ve kuruluşların korunması,

           -Bu kurum ve kuruluşların etkinliklerinin sürdürülmesi için ivedi onarım ve yenileştirmenin yapılması,

           -Savunma çabalarının sivil halk tarafından en geniş ölçüde desteklenmesi,

           -Cephe gerisi moralinin korunması.

 

 SİVİL SAVUNMANIN NİTELİKLERİ:

            Silahsız,

            Koruyucu,

            Kurtarıcı,

           

BUGÜN İNSANOĞLUNU SAVAŞTA VE BARIŞTA TEHDİT EDEN TEHLİKELER ŞUNLARDIR:
 

1-Düşman Taarruzları


2-Doğal (Tabii) Afetler


-Deprem,
-Su Baskını,
-Toprak Kayması (Heyelan),
-Kaya Düşmesi,
-Çığ,
-Kuraklık,
-Fırtına – Kasırga – Tayfun,
-Volkan Patlaması,
-Hava – Su – Çevre Kirlenmesi,
-Sınai Kazalar,
-Ulaşım(Kara, Demir, Hava, Deniz Yolları) Kazaları.
-Tsunami (Deprem Sonrası Oluşan Dev Dalgalar.)
 

3.Büyük Yangınlar

 

SİVİL SAVUNMA BİR İHTİYAÇTIR

        Canlıların varoluşundan buyana her canlı, çeşitli tehlikelere maruz kalarak kendisini, yakınlarını ve yaşam alanlarını bu tehlikelere karşı savunmuşlardır. İnsanoğlu, hem kendisinden kaynaklanan hem de doğal afetler nedeniyle meydana gelen savaş, deprem, sel, çığ düşmesi, toprak kayması, yangın gibi afetlerden ciddi olarak etkilenmiş ve büyük mal ve can kaybının yaşanmasına yol açmıştır.

Teknoloji, kültür, ekonomi, bilim, sanayi, eğitim, iletişim araçlarındaki gelişmelerde insanları savaş ve afet kırımlarından koruyamamış, barış; çoğu kez söz ve duygularda kalmıştır.    

            İnsana yakışan görüntü ise, medeni olmaktır. Bunun yolu ise barış ve kardeşlikten geçer. İnsanlığın kemale ulaşması için her ne kadar bir çaba varsa da sonsuz bir barışın da mümkün olamayacağı yaşananlardan da anlaşılmaktadır.

İnsanlar sivil savunma konularında ilgili ve bilgili olmasının sonucunda savaş ve afetin etkilerindenen az zararla kurtulur. Sivil savunma bilgilerinin içinde, ilkyardım, kurtarma, yangını önleme, sosyal yardım, klasik, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların etkilerinden korunma çabaları vardır. Ayrıca, deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası korunma yöntemleri vardır.Bu nedenle savaş ve afet olmadığı zamanlarda sivil savunma konularında bilgi edinip hazırlıklı olmak savaş ve afetin etkilerini en aza indirir.

       Yüksek afet riski taşıyan Ülkemizde, afetten kaynaklanan can ve mal kayıplarının azaltılması adına Üniversitemizde de Sivil Savunma Amirliği tesis edilerek afetlere karşı hazırlıklı olmak, Üniversitemizin tüm bireylerinin afetlere karşı bilinçlenmesinin sağlanması hedeflenmiştir. 

       İç içe yaşamaya maruz kaldığımız savaş ve afetlerden en az zararla kurtulmak için yaşananlardan ders alarak bilgilerimizi devamlı yenilemek, bilinçli ve hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz.

ÜLKEMİZDE SİVİL SAVUNMA

       İlk sivil savunma1928 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nca yayınlanan Cephe Gerisinin Havaya Karşı Müdafaa ve Muhafazası adlı talimname ile başlamıştır.1938 yılında 3502 sayılı Pasif Korunma Kanunu ile illerde seferberlik müdürlükleri kurulmuş,7126 Sayılı Sivil Savunma Kanunu gereğince de kurumlar kendi bünyesinde sivil savunma birimi kurarak, afetlere karşı hazır hale getirilmiştir.

Ülkemizde doğal afetlere ilişkin politikalar 1939 Erzincan Depremi sonrası geliştirilmeye başlanmış;1959 yılında çıkarılan 7269 Sayılı Kanunla,  ilgili yasal boşluk giderilmeye çalışılmıştır. Afetlerle ilgili yasal düzenlemeler 1988 yılında çıkarılan yönetmelikle devam edilmiştir.

      Afetlerin içerisinde de en önemlisi depremdir. Ülkemizde her yıl büyüklüğü 5 ile 6 arasında değişen en az bir deprem yaşanmaktadır. Doğal afetlerin doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu ekonomik kayıplar afet yönetiminin ve koordinasyonunun günümüz dünyasında ne kadar önemli olduğu ve titizlikle üzerinde durulması gerektiğinin bir kanıtıdır.