Rektörümüz TRT Diyanet’in Farklı Bakış Programına Katıldı

Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, TRT Diyanet ekranlarında Zahide Ülkü Bakiler’in sunuculuğunda yayınlanan Farklı Bakış programına konuk oldu. “İslam’ın Temel Kaynakları” temalı programa Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’ın yanı sıra Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özşenel ile Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Evkuran katıldı.

 

Dinin inananlara yüklediği sorumluluğun tayin ve tespiti ile dinî bilgiyle ilk karşılaşmayı nasıl gerçekleştirdiğimiz sorusu ile başlayan programda, Hz. Âdem’in yaratılışı üzerinden açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Polat, Cenabıhakk’ın insanların lehine lütufta bulunan ve murat eden aşkın bir varlık; insanın ise bu lütfu telakki eden bir varlık olduğunu söyledi.

 

“Allah, yarattığı insana itimat ediyor.”

Temel olarak insanın bilgi kaynağı nedir sorusunun cevabını insanın yaratılışında aramak gerektiğini belirten Prof. Dr. Polat, Kur’an-ı Kerimde insanoğlunun meleklere üstünlüğü ile ilgili ortaya konulan hakikatlere işaret etti. Hz. Âdem’de sembolize edilen insanlığa esmanın öğretilmiş olmasını, Allah’ın insana bilgiye ulaşma noktasında eşyaya isim koyma ve kavramsallaştırma kabiliyetini vermesi olarak yorumlayan Prof. Dr. Polat, insanı üstün kılan özelliğinin bu vasfı olduğunun altını çizdi.

 

Prof. Dr. Polat şunları söyledi: “Allah Teâlâ, lütfu ilahi olarak değerlendirilebilecek bir emaneti göklere ve yere bir emanet olarak arz ediyor, onlar böylesine ağır bir emaneti yüklenmekten imtina ediyorlar, ancak insan bu emaneti yüklenmeye gönüllü oluyor. Şimdi insanın bu emaneti yükleniyor olması aslında insanın böyle bir potansiyele sahip olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla Allah’ın insana esmayı talim etmesi ve kavramsallaştırma kabiliyeti ile donatması insanın emaneti yüklenme potansiyeliyle yaratılmış olmasıyla doğrudan alakalıdır. Bizim bilgiyle ilk karşılaşmamızın bu lütufkâr vergi dolayımında olduğuna inanıyorum. Allah, yarattığı insana itimat ediyor. Bu çok önemli. Ancak yaratmış olduğu bu varlığa, kendisine özgü bir takım hasletlerden ötürü bu itimata mazhar olduğu şeklinde yanlış bir inanışa gitmesin, şeytan gibi kibirlenmesin diye de uyarıda bulunuyor.

 

“Allah ile kul arasında ilahi kayranın öne çıktığı bir ilişki biçimi var.”

Bilgi çoğu zaman güç kaynağı olarak değerlendirilir. Oxford Kütüphanesinin üzerinde ‘Knowledge is a power’ şeklinde bir deyiş vardır. Malumunuz bilginin güç olarak kullanılması emperyal bir bakış açısını yansıtıyor. Oysa bizde bilgi hiçbir zaman sadece güç olarak değerlendirilmedi; aksine bir ilahi lütuf olarak görülmüştür. Hatta paylaşıldıkça anlamlı ve veriliş amacına uygun kullanıldığı kabul edilmiştir. Peygamberlerin, mucizeler şeklinde tezahür eden ve çağına göre teknolojik sayılabilecek kimi bilgileri kavimlerine vermeleri ve bunun karşılığında teklif edilen herhangi bir şeyi kabul etmeyip kendilerine lütfedilen bilgiyi insanlarla paylaşmaları bize şunu anlatıyor; din söz konusu olduğunda Allah ile kul arasında lütufkâr bir ilişki olduğunu görüyoruz.”

 

 

İslam’ın temel kaynaklarından biri olarak sünnet olgusu ve Peygamber efendimizin insanlığa örnek olarak gönderilmesi hususunda görüşü sorulan Prof. Dr. Polat, şöyle konuştu: “Vahyin insanlar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için Efendimizin insanlığa örnek olarak gönderilmesi her hâlde olabilecek en hikmetli çözümdür. Allah, zaten hikmetsiz iş yapmaz. Risaletini kime göndereceğini en iyi bilen Allah'tır.

 

İnsanlık bir uçurumun kenarındayken sadece korkutan, ürküten bir peygamber gönderilseydi ya da kendi cinsinden olmayıp olağanüstü özellikleri olan bir varlık gönderilseydi, belki insanlık o uçurumdan aşağı düşecekti. İnsanlığa kendi içinden bir peygamber gönderildi. Peygamber'in çocukları oldu, onlardan bir kısmını kaybetti. Eşi oldu, eşini kaybetti. Savaşlarda bir takım acılar yaşadı. Yani bir insanın başına gelebilecek hem iyi hem kötü pek çok şey Hazreti Peygamber'in başına geldi. O bunu tecrübe ederken sürekli vahyin kontrolündeydi. Allah, bir takım emirlerini ve yasaklarını onun hayatındaki örnekler üzerinden bize modelledi. Bu anlamda insan olarak bir peygamber gönderilmesi son derece manidar.”

 

“İhlas ve samimiyetin bir bilgi çeperi içinde korunması gerekiyor.”

Dinî toplumsal hayatımızı da derinden sarsan FETÖ’nün dinin temel bilgi kaynaklarını nasıl yıprattığına dair kanaati sorulan Prof. Dr. Polat, şu görüşleri paylaştı: “Allah, bir ayet-i kerimede şeytan sizi sakın Allah ile aldatmasın, buyuruyor. Demek ki Allah'ın kelâmı samimiyet olmazsa insanlar tarafından farklı şekillerde tefsir edilebilir. İsra Suresinde, ‘Biz bu Kur'an'ı müminlere bir şifa ve hidayet kaynağı olarak indirdik ama zalimlerin sadece hüsranını arttırır.’ buyruluyor. Bir başka ayet-i kerimede, Kur'an okunmaya başladığı zaman seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz ve onların kalplerine kapaklar indirir, kulaklarına perdeler çekeriz, deniyor. Tüm bu ilahi ikazlar bize ihlas ve samimiyetin son derece önemli olduğunu gösteriyor; ancak tek başına ihlas her şeye yetmiyor. Bunun yetmediğini biz FETÖ olayında gördük. İhlas ve samimiyetin bir bilgi çeperi içinde korunması da gerekiyor.

 

 

Örneğin şeriat, tarikat, hakikat, marifet diye bir silsileyi hemen çiziveriyoruz. Bu kategorizasyon şu anlama gelmiyor: Şeriat basamağını atladın, vur merdivene gitsin… Bir dama çıktın, öbürüne atladın, böyle bir şey değil. Şeriat merdiveninden asla ayrılmayacaksın. Şeriat varsa eğer tarikat anlamlı, marifet anlamlı, hakikat anlamlı… O yüzden, mesela siz Kur’an-ı Kerim'den birçok sonuç çıkarabilirsiniz; ama orada sıhhatli bir çıkarsamanın şartlarına uymak zorundasınız. Kur'an'ın o dönemde mütedavil Arap diline uygun olması böyledir. Hatta daha somut bir örnek vereyim, kıraat mesela. Ancak şu şu şartlar olursa kabul edilebilir kıraat. Yani lafzi bir şeyi bile konuşurken belli şartları ortaya koyarak onu kabul edebiliyoruz. Ben bunu şu kulaklarımla duydum, demek de yetmiyor. kaldı ki bizim FETÖ’de gördüğümüz son derece metafizik konuların rüya yoluyla duyulması ve üzerine bir şeyler bina edilmesiydi... Bunlar için doğru düzgün kriterler koymadık biz. Ben bu anlamda Kur'an'ın ve sünnetin bütüncül kültürünün oluşturduğu o bağlayıcı bilgi çeperine dikkat edilmesini öneriyorum.”

 

Programın tamamını izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz:

TRT Diyanet - Farklı Bakış 63. Bölüm – İslam’ın Temel Kaynakları